14 Temmuz 2026 Salı
FETÖ tarafından gerçekleştirilen 15 Temmuz hain darbe girişiminin üzerinden on yıl geçti.
Milletimiz o tarihi gece sadece bir darbeyi değil; bağımsızlığını, demokrasisini ve devletini içeriden ele geçirmeye çalışan, küresel bağlantılara sahip hain bir terör örgütünü de durdurdu.
Dünya tarihinde benzeri az görülecek bu demokrasi destanında 251 kahraman şehit düşerken 3 bine yakın vatansever yaralanarak gazi oldu.
Ancak üzerinden on yıl geçmiş olmasına rağmen bu hain darbe girişiminin planlayıcılarının önemli bir bölümü hala yurt dışında yaşamaya devam ediyor.
Özellikle Amerika Birleşik Devletleri, uzun yıllardır FETÖ’nün en kritik yönetim ve finans merkezi olmayı sürdürüyor.
Ankara’da düzenlenen ve dünya siyasetinin kalbinin attığı tarihî NATO Zirvesi’ne 17 yıl sonra ABD Başkanı olarak Donald Trump’ın katılması, Ankara-Washington hattında pozitif bir diplomatik atmosfer oluşturdu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan ile ABD Başkanı Donald Trump’ın verdikleri mesajlar ve samimi görüntüler iki ülke ilişkilerinde yeni bir döneme işaret ediyor.
CAATSA yaptırımlarında yumuşama, F-35 programına dönüş sinyalleri ve uçak motorları tedariki gibi savunma sanayisi alanındaki bu yeni atmosfer, yıllardır Amerikan bürokrasisinin labirentlerinde uyutulan FETÖ iade süreçlerine yansıyabilir mi?
Türkiye’nin diplomatik zaferiyle sonuçlanan bu zirvede ABD ile savunma sanayisindeki tıkanıklıkları aşma adımları, okyanus ötesinde 10 yıldır korunan terör şebekesi FETÖ için de çanların çalmaya başladığını gösteriyor.
ON YILLIK İKİYÜZLÜLÜK VE BİTMEYEN HESAPLAŞMA
Türkiye, 15 Temmuz’dan sonra sadece darbecileri yargılamakla yetinmedi. Aynı zamanda darbe girişiminin planlayıcılarının iadesi için Türkiye’nin uluslararası hukuk mücadelesi daha da genişletildi.
Adalet Bakanlığının resmî verileri, bu mücadelenin büyüklüğünü ve karşılaşılan küresel riyakarlığı gözler önüne sermektedir.
Türkiye, bugüne kadar 119 ülkeye toplam 2 bin 950 iade talebi ulaştırdı.
Bu dosyaların coğrafî dağılımında en büyük paylardan biri, terör örgütünün adeta üs kurarak korunduğu Amerika Birleşik Devletleri’ne ait.
Örgütün tepe yöneticileri hakkında hazırlanan tam 728 iade dosyası ve bir uçak dolusu, binlerce sayfalık delil dosyaları Amerikan makamlarına iletildi.
Türkiye, millî iradenin kalbini vuracak kadar gözü dönmüş bu örgüt yöneticileri için Cumhurbaşkanı’ndan Dışişleri ve Adalet bakanlıklarına kadar defalarca üst düzey temasta da bulundu.
Peki, Washington ne yaptı? Yıllarca “hukukî süreç”, “delil yetersizliği” ve “bağımsız yargı” masallarının arkasına saklanarak bu kritik dosyaları karara bağlamadan sümen altı etti ve iade süreçlerini açıkça oyaladı.
Kendi müttefikinin kalbine kurşun sıkan, Meclis’ini bombalayan bir terör şebekesinin elebaşlarını Pensilvanya’da çiftliklerde ağırlayarak adeta Türkiye’ye karşı bir şantaj kartı olarak ceplerinde tuttular.
Son olarak Adalet Bakanı Akın Gürlek, örgütün üst düzey yöneticilerine ilişkin dosyaların yeni delillerle güncellendiğini ve iade süreçlerinin yeniden canlandırılması amacıyla ilgili ülkelere tekrar sunulduğunu açıkladı.
ABD’ye gönderilen 728 ayrı iade dosyasının varlığı, önümüzdeki dönemde ikili ilişkilerde terörle mücadele başlığının yeniden daha güçlü şekilde masaya gelebileceğini gösteriyor.
YENİ BİR İADE SÜRECİ BAŞLAR MI?
FETÖ, yıllarca Pensilvanya’daki faaliyetlerini sürdürürken Amerika genelindeki örümcek ağına benzeyen yapılanmalarını ve sözleşmeli okullarını (Charter school) yönetmeyi sürdürdü.
Ancak bugün 2016’nın Amerika’sı yok; 2026’nın jeopolitiği bambaşka. Rusya-Ukrayna savaşı, Orta Doğu’daki yeni dengeler, Türkiye’nin NATO’nun içerisinde ve bölgesinde artan ağırlığı nedeniyle Washington’ın öncelikleri de değişiyor.
Ankara Zirvesi’yle birlikte Amerikan derin yapılarının “kullanışlı FETÖ aparatı” döneminin sonuna gelindiğine dair güçlü emareler var.
Karşımızda, Pentagon’un veya Washington müesses düzeninin ezberleriyle hareket etmeyen, lider diplomasisini ve “önce Amerika” (America First) çıkarlarını her şeyin önüne koyan Donald Trump var.
Trump için hiçbir yapı, ABD’nin somut ticari ve askeri çıkarlarından daha değerli değil.
Üstelik Trump yönetiminin alametifarikası olan katı yabancı ve göçmen karşıtı çizgi, Amerika’da yasa dışı fonlarla, usulsüz vize çarklarıyla (H-1B) imparatorluk kuran bu şebekeyi tam kalbinden vuruyor.
ABD Gelir İdaresi (IRS) ve FBI’ın radarına giren, isimlerini “Steve”, “Mary” veya “Kevin” yaparak Amerikan toplumunun arkasına saklanmaya çalışan bu vatansız kaçaklar, Trump’ın “temizlik” radarına her an takılabilir.
Eğer başarılı geçen NATO Zirvesi sonrasında Türkiye ile ABD arasında savunma alanı başta olmak üzere güven artırıcı adımlar hız kazanırsa FETÖ dosyalarının yeniden ele alınması ihtimali de geçmiş dönemlere göre daha güçlü bir zemin kazanabilir.
FETÖ İÇİN ÇEMBER DARALIYOR
FETÖ bugün sadece Türkiye’nin baskısıyla değil, kendi iç çöküşüyle de mücadele ediyor.
Liderlik kavgaları, sahte vasiyet tartışmaları, örgüt içi ifşalar, yolsuzluk suçlamaları, azalan finans kaynakları, göç politikalarının sertleşmesi ve artan denetimler… Bütün bunlar aynı anda yaşanıyor.
Bu arada siyasi çevrelerde lobi gücü ciddi şekilde sarsılan terör örgütünün, Türkiye başta olmak üzere himmet gelirleri kesilmiş, bağış sistemi felç olmuş durumda.
FETÖ’nün milyon dolarlar kazanmasını sağlayan “altın yumurtlayan tavuğu” sözleşmeli okul (Charter school) sistemi daha sık denetleniyor.
Amerika’nın derin yapıları açısından da artık istikrarlı ve disiplinli görünen bir örgütten çok, kendi içinde parçalanan ve sürekli kriz üreten bir organizasyon görüntüsü ortaya çıkıyor.
Yani FETÖ’nün Washington açısından “stratejik maliyeti”, sağlayabileceği olası faydaların önüne geçmeye başlıyor.
Şimdi bunlara bir de Ankara-Washington hattındaki olası güven tazelenmesi ekleniyor ki bu da örgütün Amerika’daki hareket alanının geçmiş yıllara göre çok daha fazla daralması anlamına geliyor.
Trump’ın göçmen karşıtı sert politikası ve Türkiye ile savunma sanayisinde yürüteceği milyar dolarlık iş birliği arzusu, Pensilvanya’daki ihanet şebekesini köşeye sıkıştırabilir.
Yıllarca Washington koridorlarında Türkiye aleyhine lobi yapan hainler için çember hiç olmadığı kadar daralıyor.
VATANSIZ MANKURTLAR İÇİN HESAP ZAMANI
On yıl önce Türk milleti tankların önüne çıkarak demokrasisini korudu. Bugün ise gözler, müttefiklik hukukunun gerçekten işletilip işletilmeyeceğinde. NATO zirvelerinde verilen dostluk fotoğrafları elbette önemlidir.
Savunma sanayisinde atılan adımlar da değerlidir. Ancak Amerika ile yeni bir sayfa açılacaksa bunun göstergelerinden biri de Türkiye’nin yıllardır beklediği FETÖ dosyalarında da somut ilerleme sağlanması olacaktır.
Ankara bu konudaki tavizsiz duruşunu yıllardır sürdürmektedir. 15 Temmuz’un planlayıcıları ve örgütün üst yönetimi konusunda Washington, artık yalnızca “hukukî prosedür” demeye devam mı edecek; yoksa müttefiklik ruhuna uygun yeni bir sayfa mı açacak?
Önümüzdeki dönem, bu sorunun cevabını belirleyecek kritik bir sürece işaret ediyor.
Türkiye’nin haklı ve kararlı takibi, bu vatansız mankurtları eninde sonunda Türk adaleti önüne çıkaracaktır.
İşte o zaman milletimiz ve vatan için 15 Temmuz’da canlarını feda eden kahramanlarımızın ruhu huzura kavuşabilir.
Bakan Gürlek, kabine toplantısı sonrasında gazetecilerin sorularını cevapladı.
Ahbap Derneği’ne yönelik yürütülen soruşturmanın gizliliğine vurgu yapan Bakan Gürlek, “Şu an soruşturma devam ediyor. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde operasyonlar yürütülüyor. İlk aşamada 22 adet gözaltı oldu. MASAK raporları inceleniyor. Soruşturma genişleyebilir. ” dedi.
Bakan Gürlek Ahbap Derneği Başkanı Haluk Levent’e daha önce yurt dışı çıkış yasağı koyulduğu halde kaçma girişimi olması üzerine pazar günü gözaltına alındığını ifade etti.
Türk kamuoyu bir süredir Haluk Levent’in Genel Başkanı olduğu Ahbap Derneği’ne yönelik “mal varlığı değerlerini aklama” suçlamasıyla çalkalanıyor.
Ahbap Derneği’nin sadece Kahramanmaraş depremleri sırasında 7 milyar Türk Lirası topladığı belirtiliyor.
Ancak bu paranın yardım bekleyen insanlara ulaştırılmadığı, bizzat Haluk Levent tarafından bahis ve fuhuşta kullanıldığı iddia ediliyor.
Haluk Levent, hakkındaki suçlamalar sonrası Almanya’ya uçmak üzere ilk etapta İstanbul Havalimanı’na gelmiş; “yurt dışı çıkış yasağını” öğrenir öğrenmez deniz yoluyla Yunan adalarına kaçmaya çalışmıştı.
Karayoluyla Ege Bölgesi’ne doğru rotayı kıran Levent’in, Bursa’daki bir TIR parkında yakalandığı söyleniyor.
Bu gelişmeler sıcaklığını korurken, Haluk Levent’e yakınlığıyla bilinen isimlerden Oğuzhan Uğur, geçtiğimiz gün yaptığı bir açıklamayla deprem sürecinde ve sonrasında “Bağış toplamadığını” iddia etti.
Uğur, “Ben bir dernek ya da vakıf değilim. Dolayısıyla para toplayamam, bağış kabul edemem. Yaptığım tüm yardımları da bugüne kadar kendi cebimden yaptım. Bunu yazmak zorunda kalmak bile ruhumu eziyor. Ama yazmayınca da farklı yerlere çekiliyor.” dedi.
Muğla İl Tarım ve Orman Müdürü Seyfettin Baydar, Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından yürütülen Kırsal Kalkınma Yatırımlarının Desteklenmesi Programı ile Tasarruflu Tarımsal Sulama Sistemleri Desteklemeleri kapsamında başvuru sürelerinin 30 Haziran 2026 tarihine kadar uzatıldığını belirterek üretici ve girişimcilere çağrıda bulundu.
“Başvurular için üreticilerimize ilave süre tanındı”
İl Müdürü Seyfettin Baydar, kırsalda üretimi, istihdamı ve teknolojik dönüşümü desteklemeyi amaçlayan programlara yönelik yoğun ilgi nedeniyle başvuru sürelerinin uzatıldığını belirtti. Baydar, “Tarım ve Orman Bakanımız İbrahim Yumaklı’nın açıkladığı üzere, Kırsal Kalkınma Yatırımlarının Desteklenmesi Programı ile Tasarruflu Tarımsal Sulama Sistemleri Desteklemeleri kapsamında başvuru süresi 30 Haziran 2026 tarihine kadar uzatılmıştır. Üreticilerimizin ve girişimcilerimizin bu fırsatı değerlendirerek başvurularını tamamlamalarını bekliyoruz” dedi.
Kırsal Kalkınma Yatırımları ve Tasarruflu Sulama Desteklemeleri için son başvuru tarihi 30 Haziran 2026 olarak güncellendi. Baydar, kırsal kalkınmayı güçlendirecek yatırımlar için önemli bir bütçenin ayrıldığını belirterek şunları kaydetti:
“Program kapsamında kırsalda üretim, istihdam ve teknolojik dönüşümü desteklemek amacıyla 10 milyar liralık bütçe girişimcilerimizin kullanımına sunulmaktadır. Bu yıl önceki dönemlerden farklı olarak hem hibe oranları hem de proje üst limitleri artırılmıştır”
100 bin TL ile 30 milyon TL arasındaki projelere KDV dahil yüzde 50 ila yüzde 70 oranında hibe desteği sağlanacak. İl Müdürü Baydar, desteklenecek yatırım alanlarının oldukça geniş bir yelpazeyi kapsadığına dikkat çekerek;
“Tarımsal ürünlerin işlenmesi, paketlenmesi ve depolanmasından modern seralara, hayvancılık yatırımlarından su ürünleri yetiştiriciliğine, arıcılıktan yenilenebilir enerji yatırımlarına ve akıllı tarım teknolojilerine kadar birçok alanda yatırımcılarımız desteklerden yararlanabilecektir” ifadelerini kullandı.
Destek programı kapsamında veri temelli üretim, otomasyon, robotik sistemler ve yapay zeka tabanlı tarım uygulamalarının da teşvik edildiğini vurgulayan Baydar, tarımda teknolojik dönüşümün hızlandırılmasının hedeflendiğini söyledi.
Baydar, kadınlar ve gençlerin kırsal kalkınma sürecindeki rolünün güçlendirilmesine yönelik özel düzenlemelerin bulunduğunu belirterek; “Program bütçesinin en az yüzde 20’si kadın ve genç girişimcilerimizin yatırımlarına, yüzde 30’u ise aile işletmelerimize ayrılmıştır. Kırsalda üretimin sürdürülebilirliği açısından gençlerimizin ve kadınlarımızın desteklenmesini son derece önemsiyoruz” dedi.
Program kapsamında hibeye esas proje tutarının 100 bin TL ile 30 milyon TL arasında değiştiğini, aile işletmeleri için üst limitin 8 milyon TL olarak belirlendiğini ifade eden Baydar, kabul edilen projelerde yüzde 50 ila yüzde 70 arasında hibe desteği uygulanacağını söyledi. Ayrıca, yenilenebilir enerji kullanımı ve otomasyon sistemleri içeren projelere ilave hibe desteği sağlanacağını belirtti.
İl Müdürü Baydar, su kaynaklarının etkin kullanımının önemine dikkat çekerek, tasarruflu tarımsal sulama sistemleri kapsamında; damla sulama, yağmurlama,
mikro yağmurlama, yüzey altı damla sulama, Center pivot ve lineer sulama sistemleri,
Tamburlu sulama sistemleri, güneş enerjili sulama sistemleri, akıllı sulama ve otomasyon sistemleri yatırımlarının destekleneceğini kaydetti.
Son olarak üretici ve girişimcilere çağrıda bulunan Baydar; “Kırsal alanda yatırım yapmak isteyen tüm üreticilerimizi ve girişimcilerimizi, başvuru süresinin 30 Haziran 2026 tarihine kadar uzatılmış olmasını fırsat bilerek projelerini hazırlamaya ve desteklerden yararlanmaya davet ediyoruz. Muğla İl Tarım ve Orman Müdürlüğümüz ile ilçe müdürlüklerimiz, başvuru sürecinde vatandaşlarımıza gerekli teknik desteği sağlamaya devam edecektir” dedi.
Ankara’nın Etimesgut ilçesi dün akşam saatlerinde kan donduran bir cinayete sahne oldu. Şeyh Şamil Mahallesi’nde bulunan bir parkta meydana gelen olayda, kıskançlık krizine giren 17 yaşındaki genç dehşet saçtı.
Edinilen bilgilere göre olay, dün akşam saatlerinde mahalledeki parkta yaşandı. İsmi henüz öğrenilemeyen 17 yaşındaki şüpheli, eski kız arkadaşını parkta 16 yaşındaki K.A. ile birlikte otururken gördü. Duruma sinirlenen şüpheli ile K.A. arasında sözlü tartışma başladı.
Tartışmanın kısa sürede alevlenerek kavgaya dönüşmesi üzerine gözü dönmüş saldırgan, K.A.’yı vücudunun çeşitli yerlerinden defalarca bıçakladı. Kanlar içinde kalan çocuk yere yığılırken, şüpheli şahıs olay yerinden hızla kaçarak uzaklaştı.
Çevredeki vatandaşların dehşet içinde polise ve sağlık ekiplerine haber vermesi üzerine bölgeye ekipler sevk edildi. Olay yerine ulaşan sağlık görevlileri, ağır yaralanan K.A.’ya ilk müdahaleyi parkta yaptı.
Durumu kritik olan çocuğun hayata döndürülmesi için sağlık görevlilerinin sedye üzerinde dakikalarca kalp masajı yaptığı anlar, çevredeki vatandaşların cep telefonu kameralarına saniye saniye yansıdı. Ambulansla acil olarak hastaneye kaldırılan talihsiz çocuk, doktorların tüm müdahalelerine rağmen kurtarılamayarak hayatını kaybetti.
Cinayetin ardından kayıplara karışan 17 yaşındaki şüpheli, Ankara Emniyeti’nin yürüttüğü hızlı çalışma sonucunda çok geçmeden kıskıvrak yakalandı. Soruşturmanın derinleştirilmesiyle birlikte, cinayet zanlısının babasının da polis ekiplerince gözaltına alındığı öğrenildi.
Emniyete götürülen şüphelilerin işlemleri devam ederken, olayla ilgili başlatılan geniş çaplı soruşturma sürüyor.
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.